Mutfak masraflarımın kontrolden çıktığını fark ettiğim gün, market fişlerini bir kutuya atıp ay sonunda toplamıştım. Sonuç beni şaşırtmıştı: kirayı saymazsam en büyük gider kalemim yemekti. O günden sonra üç ay boyunca farklı taktikleri tek tek denedim, işe yaramayanları eledim ve gıda bütçesi kalemimi kabaca üçte bir oranında aşağı çektim. Ne yaptığımı değil, hangi seçeneği neden tercih ettiğimi anlatmak istiyorum; çünkü karar aşamasındaysanız işinize yarayacak olan şey liste değil, karşılaştırma.
İlk hatam doğrudan kısıtlamaya başlamak olmuştu. "Bu ay markete 3.000 lira" dedim, on beşinci günde bütçe bitti, kalan iki haftayı sipariş vererek geçirdim ve toplam gider arttı. İkinci denemede sırayı değiştirdim: bir ay hiçbir şeyi değiştirmeden sadece kaydettim. Harcama takibi için defter mi uygulama mı kullanacağınıza karar verirken şunu gördüm; kategori ayrımı yapabilen bir araç, market ile dışarıda yemeyi ayrıştırdığı an tabloyu netleştiriyor. Harcama takip uygulamalarını karşılaştırdığım yazıda anlattığım gibi, önemli olan uygulamanın süslü olması değil, sizin her akşam üç dakikanızı ayırabilmeniz.
Ölçüm bittiğinde gördüğüm dağılım şuydu:
Bu dağılımı görmeden hangi taktiğin size uyacağına karar veremezsiniz. Benim tasarrufumun büyük kısmı üçüncü ve dördüncü satırdan geldi; birinci satıra neredeyse dokunmadım.
Üç yöntemi ayrı aylarda denedim, sonuçları kıyaslamak için not tuttum. Kendi deneyimimi tabloya döktüğümde tercih netleşti:
| Yöntem | Zaman maliyeti | Etkisi | Sürdürülebilirlik |
|---|---|---|---|
| Sadece market listesi yazmak | 10 dakika/hafta | Orta | Yüksek |
| Haftalık menü planı + liste | 30-40 dakika/hafta | Yüksek | Orta |
| Nakit/peşin zarf yöntemi | Neredeyse sıfır | Yüksek | Yüksek |
| Toptan stok yapmak | Değişken | Ürüne göre değişir | Düşük |
Liste yazmak tek başına yeterli olmadı, çünkü listeyi elimde tutup yine de rafların arasında dolaşıyordum. Menü planı en çok işe yarayan yöntemdi ama her hafta yapmak yorucu; ben de melez bir yol buldum: on iki yemekten oluşan sabit bir havuz oluşturdum, her hafta o havuzdan beş tanesini seçiyorum. Karar yorgunluğu bitti.
Peşin ödeme ise beklediğimden fazlasını değiştirdi. Haftalık market payımı nakit çekip cüzdanın ayrı bir gözüne koyuyorum. Kartla öderken rakam soyut kalıyor, nakit azaldıkça elle tutulur hale geliyor. Kredi kartıyla market alışverişi yapmanın taksit ve puan avantajları var, bunu yok saymıyorum; ama kart kullanımıyla ilgili bilinmesi gerekenleri okuduysanız hatırlarsınız, avantaj ancak harcamanız artmadığında avantajdır. Benim durumumda kart, gıda bütçesini yüzde on beş civarında şişiriyordu.
En keyifli kazanç mevsimsel alışverişten geldi. Kış ortasında domates ısrarı, aynı paraya iki kat sebze almaktan vazgeçmek anlamına geliyor. Pazarın son saatlerinde fiyatların yumuşadığını, kasa dibi ürünlerin yarı fiyata gittiğini fark ettikten sonra alışveriş saatimi değiştirdim.
Üç pratik kural edindim:
Toptan stok konusunda ise ihtiyatlıyım. Enflasyonun tasarrufları erittiği bir ortamda dayanıklı ürünü önceden almak mantıklı görünüyor; fakat bozulan ya da tüketilmeyen stok, hesapladığınız kazancı silip götürüyor. Ben sadece pirinç, bakliyat, deterjan gibi raf ömrü uzun kalemlerde stok yapıyorum.
İşin en kritik kısmı burası. Gıda kaleminden kazandığım tutar hesapta beklediği sürece başka bir kaleme sızıyordu. Bu yüzden ay başında otomatik transfer kurdum. Kimi ay bu para acil durum fonuna, birikim yeterli seviyeye geldikten sonra ise borç kapatmaya gitti. Gelirinizi kabaca ihtiyaç, istek ve birikim diye üçe bölen 50-30-20 mantığını uyguluyorsanız, mutfaktan çıkan tasarruf doğrudan üçüncü diliminizi büyütüyor; bu da tasarruf hedeflerini takip etmeyi somut bir işe dönüştürüyor.
Karar aşamasındaysanız benim önerim şu: hepsini birden denemeyin. B