Bütçe tutmayı ilk denediğimde defterime otuz altı ayrı kalem yazmıştım. Market, kahve, ulaşım, kedi maması, abonelikler… İki hafta sonra defteri açmayı bıraktım. Çünkü sistem beni yönetmek yerine benden emek istiyordu. Sonradan denediğim bütçe yönetimi 50 30 20 kuralı ise bunun tam tersiydi: üç kova, üç oran, bitti. Şimdi hangi yöntemin size uyacağına karar vermek üzereyseniz, bu kuralın gerçekte nasıl işlediğini, nerede tıkandığını ve alternatiflerine göre nerede durduğunu kendi deneyimimden aktarmak istiyorum.
Yöntem, eline geçen net geliri (vergi ve kesintiler sonrası, yani hesabına yatan tutar) üçe bölmenizi söylüyor:
Benim için en kritik ayrım, üçüncü kovanın "artan para" olmaktan çıkmasıydı. Eskiden ay sonunda ne kalırsa onu biriktirmeye çalışıyordum ve neredeyse hiç kalmıyordu. Maaş girdiği gün %20'yi ayrı bir hesaba çekmeye başladığımda, tasarruf bir niyet olmaktan çıkıp bir fatura gibi davranmaya başladı.
Ayrımı yaparken en çok kafa karıştıran şey, ihtiyaç ile istek arasında kalan harcamalar oldu. İnternet aboneliğim ihtiyaç, ama üç ayrı dizi platformu istek. Arabam işe gitmek için ihtiyaç, ama arabayı yıkatmak istek. Ben şu testi kullanıyorum: Bu harcamayı üç ay durdursam hayatımda gerçek bir zarar oluşur mu? Cevap "hayır" ise istek kovasına yazıyorum. Bu testi uygulayınca ilk ayda ihtiyaç sandığım kalemlerin yaklaşık beşte birinin aslında alışkanlık olduğunu gördüm.
Karar aşamasındaysanız, kuralı tek başına değil rakiplerine göre değerlendirmek daha mantıklı. Üç yöntemi de bizzat denedim ve gözlemim şöyle:
| Yöntem | Günlük emek | Kimin işine yarar | Zayıf tarafı |
|---|---|---|---|
| 50-30-20 | Düşük | Düzenli geliri olan, ilk kez bütçe kuran | Kira çok yüksekse oranlar zorlanır |
| Zarf yöntemi (nakit ayırma) | Orta-yüksek | Kontrolsüz harcayan, kart bağımlısı | Dijital ödemelerle uyumsuz, taşıması zahmetli |
| Sıfır bazlı bütçe | Yüksek | Detay seven, değişken gelirli çalışan | Her ay yeniden kurmak gerekir, bırakma oranı yüksek |
Benim sonucum şu oldu: 50-30-20 en sürdürülebilir olan, sıfır bazlı bütçe ise en hassas olan. Yeni başlıyorsanız hassasiyet değil süreklilik kazandırır. Bir yıl boyunca üç kovayı taşıyabilirseniz, detaylı sisteme geçmek zaten kolaylaşıyor.
Bu kuralın en sık duyduğum eleştirisi haklı: büyük şehirde kira tek başına gelirin yarısını yiyorsa %50 sınırı ilk günden patlıyor. Ben o dönemi şöyle geçtim:
Oranlar bir hedef, kutsal bir ölçü değil. Önemli olan üç kovanın hepsinin var olması ve tasarruf kovasının en son değil en başta dolması.
Deneyimimden çıkardığım en pratik başlangıç sırası şu: son iki ayın hesap dökümünü indirip harcamaları üç kovaya dağıtın, mevcut oranınızı hesaplayın, sonra hedef oranla arasındaki farkı tek seferde değil aylık beş puanlık adımlarla kapatın. Ben ilk ölçümde 68-27-5 çıkmıştım; 50-30-20'ye dört ayda geldim. Harcamaları elle ayırmak zor geliyorsa otomatik kategorileme yapan takip uygulamaları işi ciddi biçimde hızlandırıyor, ancak uygulamanın kategori önerilerini ilk ay mutlaka elden geçirmek gerekiyor; benim market alışverişimin bir kısmını "eğlence" diye etiketlemişti.
Tasarruf kovasının içini nasıl paylaştıracağınız da ayrı bir karar: ben ilk hedef olarak üç aylık giderimi karşılayacak bir acil durum fonu kurdum, ancak enflasyonun bu parayı erittiğini görünce fonun bir kısmını faiz getirisi olan araçlara taşıdım. Yatırıma yönelmek ya da emeklilik planı yap