İlk çocuğumuz doğduğunda elimde gayet düzenli bir tablo vardı: gelir, kira, market, faturalar, biraz da tasarruf. O tablonun üç ay içinde nasıl dağıldığını hâlâ hatırlıyorum. Sorun harcamaların artması değildi aslında; harcamaların ritminin değişmesiydi. Bugün çocuklu aile bütçesi kurmaya çalışan birine söyleyeceğim ilk şey de bu: kalem eklemek yetmiyor, bütçenin çalışma mantığını yeniden kurmak gerekiyor. Aşağıda kendi denemelerimden, tuttuğum ve tutmayan yöntemlerden çıkardıklarımı olabildiğince açık anlatmaya çalışacağım.
Bekârken ya da çocuksuz bir çiftken bütçenin en büyük düşmanı genellikle plansız keyif harcamalarıdır. Çocukla birlikte tablo değişiyor: harcamaların büyük kısmı zorunlu ama düzensiz hale geliyor. Ayakkabı numarası dört ayda bir büyüyor, kreş yıllık zam yapıyor, ateş çıkıyor ve o hafta bütçede olmayan bir muayene ücreti doğuyor.
Ben bu yüzden ilk yıl sürekli "bu ay istisnai geçti" diye kendimi kandırdım. Altı ay üst üste istisnai geçince anladım ki istisna diye bir şey yok; benim bütçemde dalgalanma payı yoktu. Klasik 50-30-20 mantığını tamamen çöpe atmadım ama çocuklu hane için biraz esnetmek zorunda kaldım.
Bu dördüncü grup için ayrı bir kenara ayırma alışkanlığı edinmek, acil durum fonunun küçük kardeşi gibi çalışıyor. Büyük fon işini kaybetme ya da uzun süreli gelir kesintisi için duruyor; bu küçük tampon ise ayın ortasında çıkan 800-1.500 liralık sürprizleri kredi kartına yıkmamı engelliyor.
Karar aşamasındaysanız işinize yarayacak kısım burası. Ben iki yaklaşımı da en az altı ay uyguladım: standart oransal bütçe ile kalem bazlı zarf/hedef bütçesi.
| Kriter | Oransal bütçe (50-30-20 türevi) | Kalem bazlı zarf bütçesi |
|---|---|---|
| Kurma süresi | Bir akşam yeter | 2-3 hafta veri toplamak gerekir |
| Dönemsel giderlerde | Zayıf, okul dönemi bütçeyi patlatır | Güçlü, her kaleme aylık pay ayırırsınız |
| Eşle uyum | Kolay anlaşılır, tartışma az | Detay çok, ortak disiplin şart |
| Sürdürülebilirlik | Yüksek | Takip uygulaması kullanmazsanız düşük |
| Kime uygun | Geliri düzenli, çocuk okul öncesi | Okul çağı çocuk, birden fazla çocuk, değişken gelir |
Bizim için işe yarayan melez bir yapı oldu: büyük oranları oransal mantıkla belirledim, ama çocuğa dair kalemleri zarf usulü ayrı ayrı takip ettim. Yani gelirin yaklaşık %45'i zorunlu giderler, %20'si çocuk kalemleri, %20'si tasarruf ve borç kapatma, %15'i esnek harcama. Bu oranlar bize göre; sizin kiranız yüksekse tasarruf payını bir süre %10'a çekmek yenilgi değil, gerçekçilik.
Eğitimin en sinsi tarafı yıllık ödeme takvimi. Kreş ya da okul ücretini aylığa böldüğünüzde makul görünüyor, ama kayıt, kıyafet, servis ve malzeme aynı ayda üst üste geliyor. Ben eylül-ekim için ayrı bir birikim kalemi açtım ve yılın on iki ayına yaydım. Enflasyonun bu tür hedefli birikimleri erittiğini de hesaba katmak gerekiyor; bir yıl sonra ödeyeceğim ücret için bugünkü tutarı biriktirmek yetmiyor, üzerine pay koymak lazım.
Küçük çocukla hastane kapısı sık aşınıyor. Burada kritik karar, tamamlayıcı bir sağlık poliçesinin aylık primi mi yoksa cepten ödeme mi daha mantıklı sorusu. Kendi hesabımı şöyle yaptım: son bir yılda cepten ödediğim muayene, tahlil ve ilaç toplamını yazdım, karşısına yıllık prim tutarını koydum. Fark azsa poliçe, büyük bir ameliyat riskine karşı zaten psikolojik rahatlık sağlıyor. Sigorta ihtiyacını duygusal değil sayısal karşılaştırmayla belirlemek, bu konuda öğrendiğim en değerli şey oldu.
Bakım kalemi çoğu ailede en çabuk büyüyen kalem. Bebeklikte bez ve mama, sonra oyuncak, aktivite, doğum günü organizasyonları. Burada acımasız bir eleme yaptım: