Sigorta konusunu yıllarca ertelediğimi itiraf etmeliyim. Bütçemi kuruşuna kadar takip ediyordum, tasarruf hedeflerim vardı, acil durum fonumu bile üç ay boyunca inatla besledim; ama "sigorta" kelimesi bana hep gereksiz bir gider gibi görünüyordu. Sonra bir akrabamın altı haftalık hastane süreci, birikmiş tasarrufunun neredeyse tamamını silip götürdü. O gün anladım ki sigorta bir gider değil, planın çökmesini engelleyen bir destek kolonu. Bu yazıda kendi karar sürecimde kullandığım filtreleri, hangi poliçeye neden ihtiyaç duyduğumu ve poliçe teklifleri arasında karşılaştırma yaparken hangi satırlara baktığımı anlatıyorum.
Sigorta almadan önce kendime tek bir soru soruyorum: Bu olay gerçekleşirse, cebimden çıkacak para beni finansal olarak yıkar mı? Cevap "evet" ise sigorta konuşulur. Cevap "hayır, canım sıkılır ama toparlarım" ise o riski kendim taşırım.
Bu filtre çok işe yarıyor, çünkü sigortacılıkta esas mantık küçük ve tahmin edilebilir masrafları değil, büyük ve nadir felaketleri devretmektir. Telefonumun ekranını sigortalamak yerine o parayı kenara koyup kendi "mini fonumu" oluşturmak daha akıllıca geldi bana. Ama bir yıllık gelirimin tamamını yiyip bitirebilecek bir sağlık masrafını kesinlikle kendi üzerimde tutmuyorum.
İhtiyaç haritamı çizerken şu üç bilgiyi kağıda yazdım:
Bu üç cevap, hangi sigorta türüne öncelik vereceğimi neredeyse otomatik belirledi. Bağımlısı olmayan, borcu olmayan biri için hayat sigortası aciliyet listesinin çok altındadır; ama iki çocuklu ve konut kredili biri için ilk sıradadır.
Kafa karışıklığının en yoğun olduğu yer burası. Ben de başta bu ikisini birbirine benzer sanıyordum; oysa tamamen farklı riskleri kapsıyorlar. Sağlık sigortası yaşarken karşılaşacağın tedavi masraflarını, hayat sigortası ise sen olmadığında geride kalanların gelir kaybını karşılıyor. Sigorta türleri sağlık hayat karşılaştırması yaparken bunu net ayırmak, gereksiz poliçe almanın da önüne geçiyor.
| Kriter | Sağlık Sigortası | Hayat Sigortası |
|---|---|---|
| Neyi korur | Tedavi, ameliyat, tetkik, yatış masrafları | Vefat veya kalıcı sakatlık halinde ailenin geliri |
| Fayda kime gider | Doğrudan sigortalıya (veya hastaneye) | Lehdara / mirasçılara |
| Kullanım sıklığı | Yıl içinde birkaç kez kullanılabilir | Tek seferlik, çok nadir |
| Prim davranışı | Yaşla ve hasarsızlık durumuna göre yükselir | Genç yaşta kilitlenirse uzun süre düşük kalır |
| Kimler için öncelikli | Neredeyse herkes | Bağımlısı veya büyük borcu olanlar |
İlk hatam farklı şirketlerin fiyatlarını yan yana koyup en ucuzu seçmeye çalışmak olmuştu. Oysa poliçeler aynı şeyi satmıyordu. Şimdi şöyle yapıyorum: teminat kapsamını sabitleyip sonra fiyat karşılaştırıyorum. Yani "yüzde 0 katılım paylı, ömür boyu yenileme garantili, şu hastane grubunu kapsayan" bir çerçeve belirliyorum, üç dört şirketten bu çerçeveye uyan teklif istiyorum.
İkinci pratik alışkanlığım: yıllık primi 12'ye bölüp bütçemin sabit gider satırına yazmak. 50-30-20 mantığıyla çalışıyorsan, sigorta primleri açık şekilde "ihtiyaçlar" tarafına girer. Prim toplamı gelirin küçük bir yüzdesini aşmaya başladığında